Sevgili Dostlar,

Prof. Dr. Sinan Canan okumaları ardından düşünceler:

İnsan muhteşem beyni ile evreni algılamaya ve öğrenmeye aday.
Evren ve kendi varoluşunun anlamı üzerinde kafa yoran insan.
İnsanı insan yapan bir beyinsel güç, zihin…

Varoluşun gerçeklerini anlayabilmek için beynini cebinden çıkarması,
kafatasının içine yerleştirmesi gereken nesiller, insanoğlu…
Bilim dünyasının sorguladığı, sıra dışı insanların biraz daha aydınlık için,
hayatlarını vakfettikleri insan oğlu insanlar…

Nasıl yetişecek?

Bu ”kuantum fiziği” odaklı çalışmalara,
orta çağı arayan eğitim sistemi ile ülkemiz insanlarının katkısı olabilecek mi?

Evreni ve kendini anlama çabasındaki insanlığa armağan beyin-zihin ve evren çözümlerine,
Bu hamaseti de aşan algı yönetimiyle, cehaletin körüklenmesi,
Din-Peygamber olgusunun bu kadar hoyratça kullanılması,
Cehaletten hiçbir şekilde kurtulması istenmeyen yığınlara zerkedilen uydurma din algısı,
Biat kültürünün bu kadar yüceltilmesi ile beyinleri cebinde tek tip insan tip yaratma çabaları,
Bizim insanımıza asla hayır getirmeyecektir.

İnsan suretindeki varlık ancak;
düşünebildiğinde, farklı bilgi ve fikirlere açık olup, öğrenip-irdeleyebildiğinde,
insan vasfını kazanabileceği bu kadar net ve açık iken,
bu çağ dışı eğitim anlayışı ile bu ülke insanının gidebileceği yer,
kaos bile değil, karanlıktır. Kapkara bir gelecektir.

Böyle bir eğitim talebinin ve uygulamalarının vebalini bu erk sahipleri taşıyamazlar.
Bu kafa bu ülkeyi yönetemezler, yönetmemelidirler.

Memleketimin insanları, bu kadim medeniyetin temsilcileri,
Bu kadar kötülüğü hak etmiyorlar.

Aydınlık geleceğimize ve düşünen bir nesil idealine sahip çıkmak,
bu kadim medeniyetin akl-ı selimlerinin insanlık görevidir.

Saygılarımla,